İçeriğe geç
Bölüm 3 – Göçler

Başkale’ye Geçiş

Van’a, Simko’nun Başkale’yi ele geçirerek hükümet binasındaki görevlilerin yerine kendi adamlarını koyduğu haberi geldi. Van’da devlet işlerini yürüten sınır komutanı Süleyman Sabri Bey ona telefon etti: “Kardeşim, kimse bilmese de ben de Kürdüm. Şeyh Said kuzeydoğu Türkiye’de faaliyet gösteriyor; bütün gücümü onu izlemeye ayırmış durumdayım. Şimdi yıkıcı bir şey yapma. Beni beklersen geleceğim.” Bunun üzerine Simko adamlarını toplayıp İran’a döndü.

Yetkililer Şeyh Said’i yendikten sonra Simko, önceden haber verdiği ve kendisiyle savaşmadığı için teşekkür olarak Sabri Bey’e iki değerli at gönderdi. Ankara’dan Simko’yu neden bıraktığı sorulunca Sabri Bey, Şeyh Said bölgede etkin olduğu sürece bütün çabasını ona yöneltmek zorunda olduğunu; ardından Simko’ya dönüp onu bölgeden temizlemeyi planladığını, fakat Simko’nun buna fırsat vermeden ayrıldığını söyledi.

Daha sonra Türk birlikleri, İranlılarla birlikte hareket ederek Kürtleri arkadan çevirmek amacıyla Kars üzerinden İran topraklarına girdi. Bu harekât Simko’nun kuvvetlerini hazırlıksız yakaladı ve birkaç gün içinde her yana dağıldılar.1 Simko Türkiye’ye kaçıp sığınma istedi. Ancak silahlı adamlarının kendisine eşlik etmesini ve yerel aşiretlerle birleşerek zarar görmeden yaşamasını şart koştu. Türkler kabul etti; Başkale yakınındaki Der köyünde misafir edildi. Kendisi ve adamları için yiyecek ile barınak sağlandı.

Simko’nun kampının yanına bir Türk bölüğü yerleştirildi. Bir hafta sonra, sabahın erken saatlerinde askerler Kürt çadırlarına ateş açtı. Simko, Türklerle ilişkisini bütünüyle koparmak istemediği için adamlarına karşılık vermemelerini emretti. Kuvvetlerini toplayıp Irak yönüne çekildi. Geri çekilirken de Türk ateşiyle kayıp verdiler; ölenlerden biri Simko’nun eşlerinden biriydi.

Kaçarken çadırlarıyla para ve altın dolu çuvalları geride bıraktılar. Anlatıldığına göre her birinde bin Reşat altını bulunan yüz çuvalın2 bir bölümü Türk askerlerinin eline geçti. Kalanlarına el konularak Başkale’ye, oradan da Van’a gönderildi.

Ağabeyim Şimon, Başkale çevresindeki köylülerin zenginleştiğini söyledi: “Ellerine çok altın geçti; hâlâ otların arasında para bulanlar var.” Biraz terzilik biliyordu. Mesleği Van’da öğrenip Başkale’de dükkân açmaya karar verdi. “Belki orada kendime bir gelin de bulurum,” dedi. “Çok sayıda Yahudi aile toplanmış, hahamları da var.” Birkaç gün kesim ve dikiş öğrendikten sonra Başkale’ye gitti. Orada hiç terzi olmadığı ortaya çıktı. Birkaç ay içinde para biriktirip bizi yanına çağırabildi. Gönderdiği haberde, “Burada en azından Yahudi hayatı var; hayvan kesen bir haham var. Bundan sonra et de yiyebiliriz,” diye yazdı.

  1. Özgün metnin notu bu olayı muhtemelen Simko’nun 1922’deki yenilgisiyle özdeşleştirmiştir. Ancak 1925’teki Şeyh Said İsyanı’nın anılması, bütün olay dizisinin 1922’ye tarihlenmesine izin vermez. Araştırmalar, Simko’nun Ağustos 1922’de İran ordusuna yenilip Türkiye üzerinden Irak’a kaçışını; 1924’te İran’a dönüşünü; 1926’da Dilman’ı ele geçirmeye yönelik son başarısız girişimini ve ardından yeniden Irak’a kaçışını ayrı olaylar olarak verir. Bu nedenle günlükteki olayın kesin karşılığı açık kalmaktadır. Bkz. Martin van Bruinessen, s. 90–91, A Kurdish Warlord on the Turkish-Persian Frontier (erişim: 3.9.2026).
  2. Özgün metnin notu: Reşat altın sikkeleri.