İçeriğe geç
Bölüm 1 – Salmas

Ermeniler

Hatıralarımda, kasabadaki Yahudilerle bazı Ermeni komşular arasındaki ilişkiler gergindi ve zaman zaman şiddete dönüşürdü. Silahlı gruplar Yahudi evlerine baskın yapar, malları yağmalar ve özellikle varlıklı ailelerin evlerini hedef alırdı.

Bir gün böyle bir grup Aksel Harun’un1 evini soymaya kalktı. Evin bekçisi saldırganları durdurmak için ateş açtı; onlar da karşılık verdi ve Harun’un oğlu Avraham öldürüldü.

Cemaatin ileri gelenlerinden biri Şeyh David‘di2. Yakışıklı ve genç oğlu Rabbi, pasaport almak üzere iki arkadaşıyla Dilman‘a giderken yolda bir Ermeni çetesiyle karşılaştı. Kaçmaya çalıştı, fakat vuruldu; arkadaşlarının atları ürküp dörtnala uzaklaşınca saldırganlar da kaçtı.

Haber kasabaya ulaştığında yaşananları hâlâ gözümün önünde görürüm. Erkekler yalınayak, kadınlar başları açık sokağa döküldü; ben de herkesle birlikte olay yerine koştum. Rabbi henüz yaşıyordu. Kardeşlerinden biri başını dizlerine yatırmış, kurşunun girdiği yeri ararken ağlayıp feryat ediyordu. Rabbi gözlerimin önünde son nefesini verdi.

Osmanlı sınırına ve Rus harekât sahasına yakınlığımız, bölgeyi sürekli el değiştiren bir cepheye çevirmişti. Bazen Ruslar Osmanlı birliklerini batıya iter, bazen de kendileri Dilman‘a çekilirdi. Düzenli ordular çoğu kez sivil düzeni korumaya çalışırdı; bizim tecrübemizde asıl tehlike onların önünde ilerleyen düzensiz kuvvetlerden — Ruslarla hareket eden Ermeni birliklerinden ve Osmanlılarla hareket eden Kürt gruplarından — gelirdi.3

Düzenli bir ordu kasabaya girdiğinde Yahudi cemaatinin önderleri, mahalleyi koruyabilmek umuduyla Tevrat tomarını taşıyarak karşılamaya çıkardı. Ruslar gelince birçok Kürt aile; Osmanlılar dönünce Ermeniler ve başka Hristiyanlar kaçardı. Terk edilen evler karşı tarafça yağmalanırdı. İktidar öylesine sık değişirdi ki başımızı eğip ertesi günün ne getireceğini beklemekten başka çaremiz kalmazdı.

  1. Özgün metnin notu: ‘Aksel Harun’ adının ya da lakabının anlamı ‘ak sakallı Harun’dur.
  2. Özgün metnin notu: Kudüs’e hac ziyareti yapmış Yahudilere ‘Şeyh’ unvanı eklemek âdetti.
  3. Kuzeybatı İran, Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında bir mücadele alanıydı; bölgede yerel ve düzensiz kuvvetler de faaliyet gösteriyordu. Bu anlatım bütün kuvvetlerin eksiksiz bir dökümü değil, cemaat içinden kişisel bir tanıklıktır. Bkz. Encyclopaedia Iranica, “Brest-Litovsk Treaty” ve “Urmia Orthodokseta” (erişim: 2.9.2026).