İçeriğe geç
Bölüm 5 – Askerlik Hizmetinde

Kamp Terzisi

Altı aylık hizmetten sonra, kalan süreyi para ödeyerek tamamlayıp erken terhis olma başvuruma olumlu cevap geldi.1 Hastane komutanı beni çağırdı. İşimin ağır olmadığını hatırlattı ve kalırsam hizmetimi iki ay kısaltacağına söz verdi. “Yalnız on ay için böylesine büyük para vermek günah,” dedi. “Seni burada seviyoruz; bu haktan vazgeç.”

O akşam üç arkadaşımla odamda kutlama yaptık; yemek söyleyip geç vakte kadar rakı içtik. Doktorların üstündeki subay da gerçekten ayrılmak isteyip istemediğimi sordu. Artık çevreye alıştığımı, herkesi tanıdığımı ve on ayın çabuk geçeceğini söyledi. Komutanlarım kalmamı uygun görüyorsa kabul edeceğimi söyledim. El sıkıştık; böylece erken terhisten vazgeçtim.

Siirt halkından bazılarını Başkale günlerinden tanıyordum. Hastanenin cerrahı Cemil, onlardan birinin evinde kiracıydı. Bir akşam tanıdıklarımdan Şeyh Salim’e misafir oldu. Şeyh, bana bir iyilik yapmasını istedi; Başkale’de makamlara karşı kendilerine çok yardım ettiğimi, birçok işten anladığımı ve iyi bir terzi olduğumu anlattı. Cemil şaşırdı: “Biz burada terzisiz kaldık, o ise tek söz etmedi!” Şeyh Salim bana zarar vermekten korktu, fakat cerrah kötülük etmeyeceğine söz verdi.

Cemil sinirli ve bağıran biri olarak bilinirdi, ama kimseyi dövmezdi. Ertesi gün onu hastane komutanıyla konuşurken duydum. Görüşmenin sonunda komutan, “Bu işi bana bırak,” dedi; sonra yanımdan hafifçe gülümseyerek geçti. Günlük iş sürdü. Son hasta da çıkınca beni makamına çağırdı ve iki kahve hazırlamamı emretti. Ortada misafir yoktu; içeri çağırdığında ikinci fincanın bana ait olduğunu söyledi.

Benimle dostça konuşmak istedi. “Bizi kötü insanlar sanmana kim sebep oldu?” diye sordu. Hakkında övgüden başka şey duymadığımı söyledim. “Öyleyse mesleğini neden sakladın?” Fotoğrafçı olduğumu söylediğimi hatırlattım. Güldü: “Demek çok mesleğin var. Usta terzi olduğunu öğrendim; bunu saklamakta da haklıymışsın.” İznim olmadan beni başka işe vermeyeceğini ve kendisinden başka kimsenin bana emir veremeyeceğini açıkladı.

Beni ihbar eden kişi iyi tanıyordu, ama becerimi abartmıştı. Kendi kasabamın ihtiyacına yetecek bir terziydim; anlatıldığı kadar büyük bir usta değildim. Yine de henüz açılmamış diş kliniğine ayrılan iki çalışma odası ile yatak odası bana verildi. Depodan dikiş makinesi ve masa getirildi, iki asker temizlik ve hazırlıkta yardım etti. İlk kumaştan birkaç pijama takımı yaptım; komutan inceleyip beğendi.

Aynı yerde çalışıyor, yemek yiyor ve uyuyordum. Yatak odasını bir otel odası gibi düzenledim. Pencereden yakındaki kaynak ile kuyu görünüyordu. Siirt güzel bir şehirdi, fakat ağır su sıkıntısı çekiyordu. Siyah giysili, yüzleri peçeli kadınlar büyük bakır kaplarla sabah erkenden gelir, Arapça konuşarak sıra beklerdi. Bazıları akşam eve susuz döner, zaman zaman kavgalar çıkardı. Hastane kuyunun başına bir nöbetçi koymuştu.

Pencereden bekleyen kadınları seyreder, bazen nöbetçiden uzakta duran birinin kabını doldurmasını isterdim. Beni kırmazdı. Yardım ettiğim kadınlar ertesi gün penceremden kuru üzüm ve ayıklanmış ceviz atarak teşekkür ederdi; gelenleri arkadaşlarımla paylaşırdım.

Bir gün komutan ertesi sabah evine gelmemi istedi. Eşi ipek kumaş ve istediği elbisenin modelini gösterdi. El işinde yardım edebileceğini, fakat sonucun modele bütünüyle uyması gerektiğini söyledi. Ölçüsünü aldım, kumaşı kestim ve evlerindeki makinede diktim. Komutan bütün gün yardım etti; iş bitince onlara biçki dersi de vermem gerektiğini söyleyerek şakalaştı. Sonuçtan memnun olduklarını anladım.

O günden sonra eşi yeni modeller getirmeye devam etti. Dilsiz kız kardeşine de biçki ve dikiş öğretmemi istedi; böylece geçimini sağlayabilecek, belki evlenebilecekti. Yedi ay boyunca evlerinde elbise dikip biçki dersi verdim; hastanedeki damlaları başka biri damlatıyordu. Doktor çabuk öğreniyor, öğrendiklerini baldızına aktarmayı düşünüyordu. Yemeklerimi onlarla yer, doktorun eşi her gün yaptığı yemekten bana da getirirdi.

Terhise iki ay kalıncaya kadar zaman geçti. Komutana sözünü hatırlattım; gözleri doldu ve tutacağını söyledi. Bir ay resmen hakkımdı, ikinci ay için başka bir yol bulacaktık. Başkale askerlik şubesi sorun çıkarırsa telgraf çekmemi, terhis belgesini hemen gönderip şubeye usulüne uygun ayrıldığımı bildireceğini söyledi.

Ayrılırken eşine, “Maestromuzun buradaki günleri bitti,” diye seslendi. Elinde olsa beni bir an bile bırakmayacağını söyledi. “Sana öz evladımız gibi alıştık. Seni bekleyen eşine ve annene sağlıkla dön.” Sonra ağlamaya başladı. Arkadaşlarım benden birkaç ay sonra terhis edildi.

  1. Özgün editörün notu: Bedel uygulamasında altı aylık hizmetten sonra kalan süre için yüksek bir para ödeyerek terhis istemek mümkündü.